İçeriğe atla
Gradiva.

Başvuru formundan

Aufhebung: koru, aş, yükselt

Başvuru formumuz senden Aufhebung istiyor. Bu sayfa kelimenin ne demek olduğunu, Gradiva’da onu nasıl kullandığımızı ve gerçek sektörlerde neye benzediğini anlatıyor. Başvurmak için felsefe bilmen gerekmiyor; aşağıdaki üç hamle yeterli.

Buraya başvuru formundan geldiysen form diğer sekmede açık duruyor.

Bir Almanca kelime, üç hamle

Aufhebung, Almanca aufheben fiilinden gelen isim. Gündelik Almancada bu fiilin birbirine ters düşüyor gibi görünen üç anlamı var:

  • Koru

    einen Brief aufheben: bir mektubu saklamak, kenara kaldırmak

    İki taraftan da işe yarayanı koru. Sonuçta her tarafın güçlü yanının artık nerede yaşadığını gösterebilmelisin.

  • Aş

    ein Gesetz aufheben: bir yasayı kaldırmak, ona son vermek

    İşe yaramayanı geride bırak. Bir şeyin gitmesi gerekir; her şeyi tutan bir sonuç adım değil, yığındır.

  • Yükselt

    einen Stift aufheben: yerdeki bir kalemi almak, kaldırmak

    İkisini bir üst düzeyde birleştir. Sonuç, iki tarafın da tek başına yapamayacağı bir şeyi yapabilmeli.

Filozof G. W. F. Hegel bu gündelik kelimeyi bir çalışma terimine çevirdi. İlk baskısı 1812’de çıkan Mantık Bilimi’nde aufheben’in hem korumak hem de son vermek anlamına geldiğini ve tek bir kelimenin iki zıt anlamı birden taşımasının düşünce için bir sevinç olduğunu yazar. Onun kullanımında iki görüş çatıştığında ileriye giden yol ne birini seçmektir ne de ortasını bulmak. Yol, ikisindeki yanlışı bitiren, ikisindeki doğruyu koruyan ve ikisinden de bir basamak yukarıda duran üçüncü bir görüştür.

Bir üst düzey

  • korunan A’nın gücü
  • korunan B’nin gücü
  • yeni ikisinde de olmayan yeni bir şey

A tarafı

  • korunan işe yarayan
  • biten yaramayan

B tarafı

  • korunan işe yarayan
  • biten yaramayan
Bir Aufhebung’un koruduğu, bitirdiği ve eklediği.

İngilizcede terim genellikle sublation diye çevrilir, Türkçe çevirilerde çoğu zaman aşma olarak geçer. Biz Almanca kelimeyi kullanıyoruz, çünkü üç hamleyi birden taşıyan tek bir karşılık yok.

Ona benzeyen ama o olmayan üç şey

  • Taraf seçmek. A’yı B’ye tercih etmek B’yi bitirir ama ondan hiçbir şey korumaz. Tartışmayı kazanmış olursun, aşmış olmazsın.
  • Ortasını bulmak. Yarı A, yarı B bir uzlaşmadır. İki taraf da bir şey kaybeder, yeni bir şey çıkmaz. Ucuzla pahalının tam ortasındaki bir fiyat çoğu zaman iki alıcıyı da memnun etmez.
  • Yeniden adlandırmak. Çatışmaya “denge” ya da “hem o hem bu” demek her sorunu olduğu yerde bırakır.

Kendi taslaklarımızda kullandığımız hızlı bir test: cümlenden Aufhebung kelimesini çıkar ve neyin değiştiğini düz bir dille söyle. Geriye “ikisini dengele”, “duruma göre değişir” ya da “ikisi de geçerli” kalıyorsa iş henüz bitmemiştir.

Gradiva’da sorduğumuz dört soru

Aufhebung’u bir çalışma aleti olarak kullanıyoruz: ürün kararlarında, tasarım incelemelerinde ve kendi işimizi değerlendirirken. Bir şeye Aufhebung demeden önce dört sorudan geçmesi gerekir.

  1. Gerçekten bir şey bitti mi? Taraflardan biri hâlâ “ben tek başıma yeterliydim” diyebiliyor mu? Diyebiliyorsa hiçbir şey aşılmamış, yalnızca adı değişmiştir.
  2. İyi parçalar nereye gitti? Sonuçta her tarafın güçlü yanının yaşadığı yeri tam olarak göster. Gösteremiyorsan bir şey kaybolmuş ve buna ilerleme denmiştir.
  3. İki tarafın da yapamadığı neyi yapıyor? Yeni olan tek bir şeyin adını koy. Sonuç yalnızca A artı B ise daha büyüktür, daha yüksek değil.
  4. Yalnız tek yöne mi işliyor? Geri dönmeyi dene: yeni görüşten iki eski görüşü hiçbir şey kaybetmeden yeniden kur. Bu kolaysa ileri gitmemiş, aynı şeyi iki kez anlatmışsındır.

Bir alışkanlığımız daha var: kulağa benzer gelen, bilerek bulanık bir cevap yazarız (“ikisinin en iyisini birleştir”) ve onu da aynı dört sorudan geçiririz. Bulanık cevap da geçiyorsa soruları fazla gevşek sormuşuzdur.

Her çatışmanın bir Aufhebung’a ihtiyacı yok

Bazen doğru hamle çatışmanın gerçek olmadığını görmektir. Aufhebung’a uzanmadan önce üç durumu kontrol ederiz:

  • Aynı şey, iki ad. “Bardağın yarısı dolu” ile “bardağın yarısı boş” tek bir bardağı anlatır. Yükseltecek bir şey yok; okuruna yardım eden anlatımı seç.
  • İki ayrı soru. “Python’la mı yazalım, yoksa hızlı mı olsun?” iki soruyu karıştırır: hangi dil ve ne kadar hız gerekiyor. Ayır ve her birini ayrı cevapla.
  • Gizli seçenekler. “Fiyatı artıralım mı, düşürelim mi?” başka hamleleri gizler: fiyatın neyi kapsadığını değiştirmek, kademeler sunmak, ödemenin zamanını değiştirmek. Seçmeden önce seçenekleri aç.

Aufhebung geriye kalan durum içindir: her biri kısmen haklı iki görüş ve hiçbirinin basitçe kazanamadığı bir yer.

Sektörlerden örnekler

İlki dışında bu ekiplerin hiçbiri “Aufhebung yapalım” diye yola çıkmadı. Çözümlerini dört sorunun gözünden okuyoruz, çünkü biçimi açıkça gösteriyorlar. Her örnek bu soruların sırasını izliyor: neyin bittiği, neyin korunduğu, ikisini birden neyin yükselttiği.

Sinema

Montaj: iki çekimden üçüncü bir anlam

Bir filmin anlamı nerede yaşar: kameranın kaydettiği her çekimde mi, kurgucunun kurduğu sırada mı?

Aş
bir çekimin anlamını tek başına taşıdığı fikri.
Koru
iki çekim de olduğu gibi kalır; içlerinde hiçbir şey değişmez.
Yükselt
yan yana geldiklerinde, örneğin açlık gibi, ikisinde de olmayan üçüncü bir anlam doğar.

Lev Kuleşov bunu 1920 civarında gösterdi: bir oyuncunun aynı ifadesiz yüzü bir tabak çorbanın, bir tabutun ya da divanda uzanan bir kadının yanına kesildiğinde seyirci onu açlık, yas ya da arzu olarak okudu. Sergey Eisenstein montaj kuramını açıkça bu düşünce çizgisi üzerine kurdu: ona göre kesme iki çekimin çarpışmasıdır ve çarpışmadan yeni bir kavram doğar. Sınır: Kuleşov’un özgün filmi kayıp ve deneyin günümüzdeki tekrarları karışık sonuç veriyor; kurgucuların dayandığı şey deneyin kendisi değil, kurgu ilkesi.

Fiyat

Sürümler: fiyatı alıcı seçsin

Düşük fiyat çok alıcı getirir, yüksek fiyat kâr marjı. Tek bir fiyat ikisini birden yapamaz.

Aş
herkese tek fiyat.
Koru
düşük giriş fiyatı ve yüksek marjlı teklif, yan yana.
Yükselt
kademeler her alıcının kendi düzeyini seçmesine izin verir; böylece fiyat listesi müşterileri neye değer verdiklerine göre kendiliğinden ayırır. Tek bir fiyat bunu yapamaz.

Carl Shapiro ve Hal Varian buna 1998’de sürümleme (versioning) dedi; pek çok yazılımın Basic, Pro ve Business diye satılmasının nedeni bu. Sınır: kötü kurulmuş kademeler yeniden uzlaşmaya döner ve her kademe hitap ettiği kişiye biraz fazla pahalı gelir.

Üretim

Toyota: hattı durdur ki daha az dursun

Üretim hedefini tutturmak için hattı akışta tutmak mı, hatayı düzeltmek için durdurmak mı?

Aş
her duruşun kayıp olduğu inancı.
Koru
yüksek üretim ve hattın ilerisine hiç hata geçmemesi.
Yükselt
her işçi bir sorun gördüğünde hattı durdurabilir; neden çıktığı yerde düzeltilir, böylece zamanla hat daha az durur ve kalite üretimle birlikte yükselir.

Bu, Taiichi Ohno’nun anlattığı Toyota Üretim Sistemi’ndeki jidoka ilkesi ve andon ipidir. Sınır: yalnızca duruşun ardından kök neden gerçekten düzeltiliyorsa işler; bu olmadan durdurma ipi yalnızca daha yavaş bir hattır.

Ürün

iPhone: gerektiğinde beliren klavye

2006’da telefonlar yazmak için fiziksel klavye ile bakmak için büyük ekran arasında seçim yapıyordu.

Aş
ihtiyacın olsun olmasın orada duran sabit plastik tuşlar.
Koru
yazabilmek ve tam bir ekran.
Yükselt
yazılımla çizilen bir klavye: yalnız yazarken görünür, uygulamaya ve dile göre değişir.

Steve Jobs bu çatışmayı iPhone’u Ocak 2007’de tanıtırken kendisi ortaya koydu. Sınır: bir şey de kayboldu, fiziksel tuşların hissi; bazı kullanıcılar onu yıllarca aradı. Gerçek bir Aufhebung’un da bedeli olabilir; soru, kazancın daha büyük olup olmadığıdır.

Yazılım

Hız ve kararlılık birlikte

Hızlı mı yayınlayalım, sistemleri kararlı mı tutalım? Ekipler bunu yıllarca bir takas olarak gördü.

Aş
büyük, seyrek ve riskli yayınlar.
Koru
hem hız hem kararlılık.
Yükselt
küçük, sık ve otomatik yayınlar. Her değişiklik kontrol edilip geri alınabilecek kadar küçük olduğu için hızlanmak sistemi daha güvenli de yapar.

DORA ekibinin yıllara yayılan anket araştırması Accelerate (2018) kitabında en güçlü ekiplerin hızda ve kararlılıkta aynı anda önde olduğunu buldu. Sınır: araştırma ankete dayanıyor ve birçok şirket arasındaki bir birlikteliği gösteriyor; tek bir ekibin bu pratikleri kopyalayarak kazanacağını kanıtlamıyor.

Küçük bir çözümlü örnek

Bir fırının vitrini için iki afişi var. Birincisi her ekmeği içindekiler ve fiyatıyla listeliyor: doğru ama kimse durup okumuyor. İkincisi büyük bir ekmek yakın çekimi: insanlar duruyor ama ne alacaklarını bilmiyor.

  • Taraf seçmek: fotoğrafı kullan. Bilgi kaybolur.
  • Ortasını bulmak: yarı fotoğraf, yarı liste. İkisi de küçülür, hiçbiri işe yaramaz.
  • Aufhebung: bugünün ekmeğinin tek bir yakın çekimi; yanında yalnızca fiyatı ve fırından çıktığı saat.

Dört sorudan geçir. Biten: uzun liste ve kimliksiz fotoğraf. Korunan: fotoğrafın çekiciliği ve listenin bilgisi. Yeni olan: tazelik mesajın kendisi olur; iki afişin de söylemediği bir şey. Tek yön: yeni afişten o mesajı kaybetmeden iki eski afişe geri dönemezsin.

Fikrin bittiği yer

İleri okuma

  • G. W. F. Hegel, Mantık Bilimi (1812), Varlık Öğretisi, 1. bölüm, aufheben ifadesi üzerine not.
  • Sergey Eisenstein, “A Dialectic Approach to Film Form” (1929), Film Form içinde, ed. Jay Leyda (1949).
  • Lev Kuleşov, Kuleshov on Film, ed. Ronald Levaco (1974).
  • Carl Shapiro ve Hal R. Varian, Information Rules (1998), 3. bölüm, “Versioning Information”.
  • Taiichi Ohno, Toyota Production System: Beyond Large-Scale Production (İngilizce baskı 1988).
  • Nicole Forsgren, Jez Humble ve Gene Kim, Accelerate (2018).
  • Steve Jobs, iPhone tanıtımı, Macworld San Francisco, 9 Ocak 2007.